Son yeniləmə: 18 Mart 2026
Prof. Dr. Mehmet Yüce –Özel olaraq BAYRAQDAR MEDİA için
BAYRAQDAR MEDİA – Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler, uluslararası ilişkiler literatüründe emsaline az rastlanan ölçüde derin tarihsel ve kültürel bağlara dayanan özel bir ortaklık modeli oluşturmaktadır. Ümummilli Lider Haydar Aliyev’in “Tek Millet, İki Devlet” söylemiyle şekillenen iki ülke ilişkileri, sadece duygusal veya sembolik bir yakınlıktan ibaret sanmak çok eksik bir yaklaşım olacaktır. Ortak dil, tarih ve kültürel hafıza üzerine inşa edilen bu bağ, iki ülke arasında güçlü bir toplumsal dayanışma zemini oluşturmuş ve zamanla siyasi, ekonomik ve güvenlik boyutlarını içeren kapsamlı bir stratejik iş birliğine dönüşmüştür.
Azerbaycan’ın 1991 yılında bağımsızlığını yeniden kazanmasının ardından Türkiye’nin bu bağımsızlığı tanıyan ilk ülke olması, iki ülke arasındaki ilişkilerin taşıdığı tarihi ve stratejik anlamı açık biçimde ortaya koymuştur. Bu tarihten itibaren gelişen siyasi diyalog, ekonomik iş birliği ve savunma alanındaki yakınlaşma, Türkiye ile Azerbaycan’ı Güney Kafkasya ve Avrasya coğrafyasında birbirinin en yakın stratejik partneri haline getirmiştir.
Karabağ Savaşından-Şuşa Beyannamesine
2020 yılında gerçekleşen İkinci Karabağ Savaşı, Güney Kafkasya’daki jeopolitik dengeleri köklü biçimde değiştiren tarihi bir dönüm noktası olmuştur. Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarının önemli bir bölümünü yeniden kontrol altına alması sadece askeri bir başarı değil, aynı zamanda uluslararası hukuk açısından uzun yıllardır tartışılan bir sorunun fiilen çözüme kavuşması anlamına gelmiştir. Bu süreçte Türkiye’nin Azerbaycan’a verdiği güçlü siyasi ve diplomatik destek, iki ülke arasındaki stratejik dayanışmanın somut biçimde ortaya çıktığı kritik bir dönem oluşturmuştur. Savaşın ardından bölgede ortaya çıkan yeni güç dengesi, Azerbaycan’ın egemenliğini pekiştirirken Türkiye ile Azerbaycan arasındaki stratejik iş birliğinin de yeni bir aşamaya taşınmasına zemin hazırlamıştır.
Bu yeni dönemin en önemli kurumsal ifadesi ise kuşkusuz 2021 yılında imzalanan Şuşa Beyannamesi olmuştur. İki kardeş ülke arasında Karabağ Zaferinin simgesi haline gelen ve Karabağ’ın Tacı olarak adlandırılan Şuşa’da imzalanan bu belge, Karabağ savaşının ardından ortaya çıkan jeopolitik gerçekliği hukuki bir çerçeveye oturtarak Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini stratejik müttefiklik seviyesine taşımıştır. Savunma, güvenlik, enerji, ulaştırma ve ekonomik iş birliği alanlarında kapsamlı koordinasyon öngören Beyanname, sadece iki ülke arasındaki ilişkilerin derinleşmesini değil, aynı zamanda Güney Kafkasya’da yeni bir bölgesel düzenin oluşumunu da simgelemektedir. Bu yönüyle Şuşa Beyannamesi, Karabağ savaşının yarattığı stratejik dönüşümün kurumsallaşmış ifadesi olarak değerlendirilebilir.
Ekonomik Entegrasyon ve Yatırım İş Birliği
Azerbaycan’ın bağımsızlığını yeniden ilan ettiği tarihten bu yana iki kardeş ülke arasında başlayan ekonomik ilişkiler son yıllarda yükselme trendine girmiş, artan ticaret hacmi, karşılıklı yatırımlar ve stratejik enerji projeleri sayesinde ekonomik iş birliği daha derin ve kurumsal bir nitelik kazanmıştır. Zira iki ülke arasındaki ilişkiler sadece yatırım projeleriyle değil, aynı zamanda artan ticaret hacmiyle de dikkat çekici bir ivme kazanmıştır. İki ülke arasındaki dış ticaret hacmi istikrarlı biçimde artarak son yıllarda yaklaşık 7-8 milyar dolar seviyelerine ulaşmış ve taraflar bu rakamı orta vadede 15 milyar doların üzerine çıkarma hedefini ortaya koymuştur. Serbest ticaret anlaşmaları, gümrük kolaylıkları ve ulaştırma koridorlarının gelişmesi bu ticari büyümeyi destekleyen temel faktörler arasında yer almaktadır. Özellikle enerji, makine ekipmanları, inşaat malzemeleri, petrokimya ürünleri ve gıda sektörleri iki ülke arasındaki ticaretin başlıca kalemlerini oluşturmaktadır. Bu gelişme, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ekonomik ilişkilerin yalnızca sembolik bir yakınlıktan ibaret olmadığını, güçlü bir ekonomik bütünleşme sürecine dönüştüğünü göstermektedir.
Ticaretin yanı sıra karşılıklı yatırımlar da iki ülke ekonomileri arasındaki entegrasyonu derinleştirmektedir. Azerbaycan devlet enerji şirketi SOCAR’ın Türkiye’de gerçekleştirdiği büyük ölçekli yatırımlar bu sürecin en önemli göstergelerinden biridir. İzmir Aliağa’daki STAR Refinery, Petkim petrokimya kompleksi ve Trans-Anatolian Natural Gas Pipeline gibi projeler yalnızca ekonomik yatırımlar değil, aynı zamanda enerji güvenliği ve bölgesel bağlantısallık açısından stratejik değer taşımaktadır. 20 milyar dolara varan yatırım kapasitesiyle SOCAR, Türkiye’de enerji ve petrokimya alanında gerçekleştirdiği yatırımlarla ülkedeki en büyük yabancı yatırımcı konumuna ulaşmış ve STAR Rafinerisi ile Petkim gibi entegre tesisler aracılığıyla Türkiye-Azerbaycan ekonomik iş birliğinin stratejik sembollerinden biri haline gelmiştir.Buna karşılık Türk şirketleri de Azerbaycan’da enerji, altyapı ve inşaat sektörlerinde önemli projeler yürütmekte, özellikle Karabağ’ın yeniden inşa sürecinde aktif rol üstlenmektedir. Bu karşılıklı yatırım ve ticaret ağı, Türkiye ile Azerbaycan arasında giderek derinleşen ekonomik karşılıklı bağımlılığın ve stratejik ortaklığın güçlü bir yansıması olarak değerlendirilmektedir.
Enerji Diplomasisi ve Jeoekonomik Boyut
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki iş birliğinin en önemli boyutlarından biri enerji alanında ortaya çıkmaktadır. Azerbaycan’ın Hazar Havzası’ndaki hidrokarbon kaynakları ile Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasında stratejik bir enerji geçiş ülkesi olması, iki ülke arasında güçlü bir enerji ortaklığı doğurmuştur.
Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı, Bakü–Tiflis–Erzurum doğal gaz hattı ve Güney Gaz Koridoru’nun önemli bir ayağını oluşturan TANAP projesi bu ortaklığın en somut örnekleri arasında yer almaktadır. Bu projeler sayesinde Azerbaycan enerji kaynakları uluslararası pazarlara güvenli bir şekilde ulaştırılırken Türkiye de bölgesel enerji dağıtım merkezlerinden biri olma yönünde önemli bir konum elde etmektedir.
Enerji diplomasisi açısından değerlendirildiğinde söz konusu projeler yalnızca ekonomik yatırımlar olarak görülmemelidir. Aynı zamanda bu altyapılar, Avrasya enerji jeopolitiğinde güç dengelerini etkileyen önemli jeoekonomik araçlar niteliği taşımaktadır.
Türk Dünyası Perspektifi
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki stratejik ortaklık, yalnızca iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişimini değil, aynı zamanda Türk dünyasının jeopolitik ve jeoekonomik geleceğini şekillendiren kritik bir eksen niteliği taşımaktadır. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki güçlü siyasi uyum, diplomatik koordinasyon ve güvenlik alanındaki yakın iş birliği, Türk Devletleri Teşkilatı’nın kurumsallaşma sürecinde belirleyici bir rol oynamaktadır. Bu iş birliği modeli, Türk devletleri arasında stratejik dayanışmanın nasıl kurumsal mekanizmalar aracılığıyla geliştirilebileceğini gösteren somut bir referans noktası oluşturmaktadır.
Bu çerçevede 2021 yılında imzalanan Şuşa Beyannamesi, sadece ikili ilişkileri güçlendiren bir belge değil, aynı zamanda Türk dünyasında siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarında entegrasyonun nasıl derinleştirilebileceğini ortaya koyan stratejik bir yol haritası niteliğindedir. Özellikle Orta Koridor ve Zengezur Koridoru gibi ulaştırma projeleri, Anadolu ile Orta Asya arasındaki ticaret ve bağlantısallığı güçlendirerek Türk dünyasının jeoekonomik entegrasyon potansiyelini artırmakta; enerji ağlarının birbirine bağlanması ve ticaret yollarının çeşitlenmesi sayesinde Türkiye-Azerbaycan ekseni, Türk dünyasında bölgesel iş birliğinin ana taşıyıcı sütunlarından biri haline gelmektedir.
Türkiye -Azerbaycan Dış Politikaya Bakışları
Türkiye ile Azerbaycan’ın dış politika yaklaşımları, büyük ölçüde ortak stratejik çıkarlar, bölgesel güvenlik öncelikleri ve tarihsel dayanışma temelinde şekillenmektedir. Her iki ülke de egemenlik, toprak bütünlüğü ve bölgesel istikrar ilkelerini dış politikalarının merkezine yerleştirirken, Güney Kafkasya’dan Orta Asya’ya uzanan geniş Avrasya coğrafyasında karşılıklı koordinasyon içinde hareket etmektedir. Bu çerçevede Ankara ve Bakü, enerji güvenliği, ulaştırma koridorları ve bölgesel ekonomik entegrasyon gibi alanlarda birbirini tamamlayan politikalar izlemekte; uluslararası platformlarda da çoğu zaman birbirlerinin tezlerini destekleyen uyumlu bir diplomatik çizgi ortaya koymaktadır. Bununla birlikte her iki ülke, ulusal çıkarları doğrultusunda çok yönlü ve dengeli dış politika yürütmeye devam etmektedir. Kardeş ülkeler farklı aktörlerle ilişkilerini sürdürürken Türkiye-Azerbaycan stratejik ortaklığını bölgesel istikrarın önemli bir dayanağı olarak görmektedirler.
Bununla birlikte kimi bölgesel veya uluslararası konularda Türkiye ile Azerbaycan’ın farklı değerlendirmelere ya da diplomatik önceliklere sahip olması mümkündür. Ancak bu durum, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın zayıfladığı anlamına gelmemektedir. Aksine, karşılıklı güvene dayanan güçlü siyasi ilişkiler ve kurumsallaşmış iş birliği mekanizmaları sayesinde bu tür farklılıklar diyalog ve istişare yoluyla yönetilebilmekte ve stratejik ortaklığın temelini oluşturan dayanışma ruhuna zarar vermemektedir. Bu çerçevede Ankara ile Bakü arasındaki ilişkiler, dönemsel politika farklılıklarından etkilenmeyecek kadar sağlam temellere dayanan, uzun vadeli ve stratejik bir ortaklık niteliği taşımaktadır.
Sonuç, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler yalnızca iki ülke arasındaki klasik diplomatik iş birliği çerçevesinde değerlendirilemeyecek kadar derin ve çok boyutlu bir nitelik taşımaktadır. Bu ilişki tarihsel kimlik bağları, stratejik güvenlik ihtiyaçları ve jeoekonomik çıkarların kesiştiği güçlü bir ortaklık modelini temsil etmektedir.Şuşa Beyannamesi ise bu güçlü ortaklığı kurumsal ve hukuki bir zemine taşıyarak uluslararası alanda tescil eden tarihi bir belge niteliği taşımaktadır. Aynı zamanda söz konusu belge, Türk dünyasında stratejik dayanışmanın ve bölgesel entegrasyonun nasıl geliştirilebileceğine dair önemli bir model sunmaktadır. Bu nedenle Türkiye-Azerbaycan stratejik ortaklığı yalnızca ikili ilişkiler açısından değil, aynı zamanda Türk dünyasının gelecekteki jeopolitik ve jeoekonomik bütünleşmesinin temel sütunlarından biri olarak görülmelidir.









İlk şərhi yaza bilərsiniz