Mert ÖZDEŞ- “Kıbrıs Raporu” Genel yayın yönetmeni. Özel olarak BAYRAQDAR MEDİA için.
BAYRAQDAR MEDİA – 2025-ci ilin oktyabrında Kıbrıs türkləri üçün mühüm siyasi proses olacaq. Oktyabrın 19-da Kuzey Kıbrıs Türk Cümhuriyyətində (KKTC) növbəti cumhurbaşqanlığı seçkisi keçiriləcək. Bəs bu seçki istər KKTC, istərsə də türk dünyası baxımından hansı əhəmiyyətə malikdir? Kıbrıs Raporu” Genel yayın yönetmeni Mert Özdeşin BAYRAQDAR MEDİA uçun qələmə aldığı köşə yazısında bu suallara da cavab var.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), 19 Ekim 2025’te kritik bir cumhurbaşkanlığı seçimine gidiyor. 1976’dan bu yana 11’inci kez Cumhurbaşkanını belirlemek için sandığa gidecek olan Kıbrıs Türk halkı, bir yandan ülkenin iç siyasi yönelimini, diğer yandan da Kıbrıs meselesinde izlenecek diplomatik rotayı da belirleyecek.
Seçim yarışının mevcut Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile ana muhalefet, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) lideri Tufan Erhürman arasında geçmesi bekleniyor.
215 bin 611 seçmenin kayıtlı olduğu KKTC’de oy verme işlemi 19 Ekim Pazar günü gerçekleşecek. 24 Ağustos itibariyle işlemeye başlayan seçim takvimi ile propaganda ve yayın yasakları da yürürlüğe girmiş bulunuyor.
Tatar, “İki devletli çözümü” savunmaya devam ediyor
Mevcut Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, seçimlere bağımsız aday olarak katılıyor ancak koalisyon hükumeti ortaklarından Ulusal Birlik Partisi (UBP), Demokrat Parti (DP) ve Yeniden Doğuş Partisi (YDP) tarafından “Sağduyu Mutabakatı” çatısı altında destekleniyor.

Tatar, ikinci dönem için “egemen eşitlik” ve “iki devletli çözüm modeli” politikalarında kararlılıkla ilerleyeceğini açıkça belirtiyor. Ankara’nın da desteklediği bu çizgi, Kıbrıs Türklerinin Doğu Akdeniz’de Türkiye ile eşgüdüm içinde hareket eden ayrı bir aktör olarak tanınmasını hedefliyor. Tatar’ın seçilmesi, KKTC’nin özellikle Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) çerçevesinde daha güçlü bir meşruiyet zemini arayışına devam etmesi anlamına gelecek.
“Federal çözüm” adayı: Erhürman
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman, Cumhurbaşkanlığı seçim yarışına ikinci kez katılıyor.
Kıbrıs’ta 60 yıldır süren müzakerelerde sonuç alınamayan Federal Çözüm modelini destekleyen Erhürman’ın seçim kampanyasında iç yönetişim reformları, şeffaflık, liyakat ve ekonomik krizle mücadele başlıkları da öne çıkıyor.

TDT ile ilişkiler konusunda tamamen mesafeli değil; ancak bu ilişkileri daha çok kültürel ve sosyo-ekonomik bir düzlemde geliştirmeyi öngörüyor.
Seçim sonucu dış politikayı nasıl etkiler?
KKTC’de Cumhurbaşkanlığı makamı, doğrudan yürütme gücüne sahip olmamakla birlikte, toplum liderliğini temsil ediyor. Cumhurbaşkanı, Birleşmiş Milletler nezdinde “Kıbrıs Türk toplumu lideri” olarak kabul edilir.
Bu yönüyle seçim sonucu, KKTC’nin dış politikasının nasıl şekilleneceğini belirleyen önemli bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Bu nedenle 19 Ekim seçimi, yalnızca bir cumhurbaşkanlığı yarışı değil; aynı zamanda Kıbrıs Türk halkının geleceğe dair dış politika vizyonunu da ortaya koyacak.
Türk Devletleri Teşkilatı ile ilişkiler
KKTC’nin dış dünyayla ilişkilerinde son yıllarda en çok öne çıkan başlıklardan biri Türk Devletleri Teşkilatı ile ilişkiler.
Göreve geldiği günden bu yana Türk Dünyası ile bağların güçlendirilmesini en stratejik hedeflerden biri olarak gören Cumhurbaşkanı Tatar, teşkilatta gözlemci üyelikten tam üyeliğe giden sürecin devamından yana. Tatar’ın seçilmesi, iki devletli çözüm arayışında kararlılığın teyidi ve Türk Dünyası ile entegrasyonun derinleşmesi anlamına gelecek.

BM parametreleri ile uyumlu Federal Çözüm zemininde yeni bir müzakere sürecini destekleyen Erhürman ise Batı ile yeni bir diyaloğun başlamasından yana. TDT ile ilişkiler konusunda tamamen mesafeli değil; ancak bu bağları daha çok kültürel ve sosyo-ekonomik düzlemde geliştirmeyi savunuyor.
19 Ekim’de sandıktan çıkacak sonuç, yalnızca bir Cumhurbaşkanını belirlemeyecek; aynı zamanda Kıbrıs Türk halkının dış politika vizyonuna dair tercihinin de net bir göstergesi olacak.









