Press "Enter" to skip to content

Türk Dünyası Sivil Toplum Kuruluşlarından Beklentiler

Prof.Dr. Abdullah Temizkan

Prof.Dr. Abdullah Temizkan – Ege Universiteti Türk Dünyası Araşdırmaları İnstitutunun direktoru. Özəl olaraq BAYRAQDAR MEDİA üçün.

BAYRAQDAR MEDİA – Sivil toplum dediğimiz mekanizma gönüllülük esasına göre çalışır. Yani bu alanda çalışan insanlar toplum yararına yaptıkları işleri hiçbir zorlama olmadan, kendi hür iradeleriyle yaparlar. sivil toplum kuruluşları (STK) sadece toplumsal sorunların çözümüne değil aynı zamanda yapısal sorunların çözümüne de katkı sağlarlar. Bunu yaparken insanların hem aklına hem de gönlüne de hitap ederler. Sivil toplum kuruluşları millî değerlerin yaşatılmasında da hayati bir rol oynarlar.

Bilim adamları, filozoflar, mühendisler birçok alanda farklı bilgi üretirler. Ancak bu bilgiler sadece erbabı tarafından anlaşılır ve bu tür bilgiler çoğunlukla topluma geç ulaşır. İşte bilginin toplumsallaşmasına, halk kültüründe kendine bir yer edinmesine sivil toplum kuruluşları organize ettikleri sanatsal, kültürel etkinliklerle büyük bir katkı sunarlar. Bilgi bu şekilde toplumsallaşır ve milli kültüre mâlolur. Bazen bir sivil toplum kuruluşunun tek başına altından kalkamayacağı büyüklükte işler olabilir. Belki insan kaynağı yeterli olsa bile maddi imkânları söz konusu işin altından kalkmasına yetmeyebilir. İşte böyle durumlarda benzer amaçları bulunan sivil toplum kuruluşları iş birliği yapabilir hatta çatı kuruluşlarla güçlerini birleştirebilirler. Federasyon ve konfederasyon şeklindeki yapılanmalar bu türden oluşumlardır.

Biz, Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü’nde yaptığımız bilimsel araştırmaların sonuçlarını yine bilimsel nitelikteki dergilerde yayımlıyoruz. Ancak bu tür yayınlar geniş halk kitleleri tarafından bilinmediği gibi, kaleme alınan metinler bilimsel bir üslupla yazıldığı için bu konularla profesyonelce ilgilenmeyen insanlar için sıkıcı olabilmektedir. İşte burada sivil toplum kuruluşları devreye girmelidir. Türk Dünyası’na yönelik faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşları güçlerini birleştirerek Türk Dünyasıyla ilgili kaleme alınmış bilimsel metinlerin toplumsallaşması için projeler, sanatsal etkinlikler düzenlemelidir. Bir tarih araştırmacısı Kafkas İslam Ordusu’nun Azerbaycan Harekatı’nı ortaya koyan nitelikli bir bilimsel araştırma yapmış olabilir. Sivil toplum kuruluşları bu tür araştırmaların metinlerden hareketle sanatçıların tiyatro eserleri üretmeleri için yarışmalar tertip edebilir. Yahut da sinemaya aktarmak için senaryo yazma yarışmaları düzenleyebilir. Resim, heykel, ya da müziğin farklı farklı türlerinde yarışmalar tertip edebilir.

Bütün bu etkinlikler söz konusu araştırmaların tozlu raflardan kurtularak Türk Dünyası’nın her köşesinde tanınıp bilinmesini sağlayacak, ortak bir hafıza inşa edilmesini temin edecektir. Umarım yakın zamanda Türk Dünyasıyla ilgili faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarımız aynı amaca hizmet edecek şekilde bir araya gelip büyük projeler imza atarlar. Eğer bir Türk Rönesansı’ndan söz edeceksek bu sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla ve elbette Türk sanatçılarının özgürce ürettikleri sanat eserleriyle olacaktır.

Türk Dünyası artık sivil toplum kuruluşlarından işbirliği yaparak icra edecekleri daha büyük organizasyonlar, daha etkili hizmetler ve projeler bekliyor. Hiç şüphem yok ki Kasım ayında Bakü ve Nahçıvan’da Türk Devletleri Teşkilatı’na üye ülkelerin sivil toplum kuruluşlarının dayanışma forumunun düzenlenmesi ve ayrıca Türk Devletleri Teşkilatı’na üye ülkelerin STK Platformu’nun oluşturulması, bu yönde önemli adımların atılmasına güçlü bir ivme kazandıracaktır.

Biz de bir bilim kurumu olarak Türk Dünyasıyla ilgili faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarımıza gücümüzün yettiği, aklımızın erdiği her konuda destek olmayı millî bir vazife olarak görüyoruz.

Tanrı Türk’ü korusun ve yüceltsin!

Mission News Theme by Compete Themes.