Press "Enter" to skip to content

Azerbaycan’ı Kurumsallaştıran Lider: Haydar Aliyev

Prof. Dr. Mehmet Yüce

Prof. Dr. Mehmet YÜCE – UNEC Türk Dünyası İktisat Fakültesi Dekanı. Özel olarak BAYRAQDAR MEDİA için

BAYRAQDAR MEDİA – Bu yazıda Umummilli Lider Haydar Aliyev’in biyografisinden bahsetmeyeceğim. Burada biyografisinden çok çok daha önemli olan lider olarak Azerbaycan’ın kurumsallaşmasında oynadığı rol üzerinde duracağım. Zaten bir lider için önemli olan icraatıdır. Eğer lider hedefine giden yolda icraatında başarılı olmuşsa o lider efsaneleşerek milletinin gönlünde taht kurar. Zaman geçtikçe o lider daha da özlenir hale gelir. Toplumun manevi şahsiyetinde ebedileşir. İşte Haydar Aliyev bunu başarmış nadir liderlerden biridir.

Modern Azerbaycan Cumhuriyetinin inşasının baş mimarı Haydar Aliyev, ortaya koyduğu iç ve dış politika günümüzde de Azerbaycan için rehber hükmündedir. Haydar Aliyev, Sovyet döneminde üst düzey yönetici olarak çalışan ender Türk Liderlerinden biridir. O dönemde elde edindiği deneyimleri bağımsızlığını yeniden kazanan ve başta Karabağ olmak üzere birçok sorunlarla mücadele eden Azerbaycan’ın söz konusu sorunlarını çözmesinde kullanmıştır. Aralık 1982’de Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesi Politbüro üyeliğine seçilen Aliyev, SSCB Bakanlar Kurulu Başkanı Birinci Yardımcısı görevine atanmış ve SSCB’nin üst düzey yöneticilerinden biri olmuştur. Yirmi yıl SSCB Yüksek Sovyet’inde milletvekilliği yapmış, beş yıl ise SSCB Yüksek Sovyet’i Başkan Yardımcısı olarak çalışmıştır. Görev yaptığı tüm bu zaman sürecinde her zaman açık bir şekilde Azerbaycan’a yana tavrını ortaya koymuştur. Her ne kadar Sovyet geleneğinde böyle bir yaklaşım hoş görülmez ise de Aliyev, tüm risklere rağmen bu tavrından taviz vermemiştir.

Heydər Əliyev
Heydər Əliyev

Haydar Aliyev’in iktidarı öncesinde Azerbaycan’ın yaşadığı en önemli sorunları üç grupta toplamak mümkündür. Bunlar: Karabağ Savaşı, Ekonomik kriz ve Dış Politikada sorunlarıdır. Bu üç sorun iç içe geçmiş ve birbiri ile beslenen sorunlardır. Bu sorunların başında ise Dağlık Karabağ savaşı gelmekteydi. Bu savaş Azerbaycan ekonomisinin gelişmesine ve dış politikanın oluşmasına izin vermeyen en önem sorundu. Bunun farkında olan Haydar Aliyev diplomatik kanalları kullanarak kendi seçmeninin kabul edebileceği barış şartlarını aramaya başlamıştır. Haydar Aliyev’in uzun süren politikasının ardından 5 Mayıs 1994’te Kırgızistan’ının başkenti Bişkek’te Azerbaycan ve Ermenistan yetkilileri arasında ateşkes anlaşması imzalanmıştır. Böylece Dağlık Karabağ savaşı geçici askıya alınmış, bu sorunun çözümü için Azerbaycan’da alt yapının oluşmasının önü açılmıştır. 44 günlük vatan muharebesinin sonucu gelen zafer bu politikanın haklılığını göstermiştir.

Bundan sonra sıra dibe vuran ekonominin yapılandırılmasına gelmiştir. Bunun için de seçilen alan petrol olmuştur. Azerbaycan’ın zengin petrol kaynakları ülke ekonomisinin onarılması için yeterliydi. Ancak ülkenin sahip olduğu bu kaynaktan istifade için birtakım adımların atılması gerekiyordu. Yani dış sermaye ve yatırım grupları ile iş birliğine gidilmesi gerekiyordu. Haydar Aliyev’in çabalarıyla dünya devleriyle 20 Eylül 1994 tarihinde Gülistan Sarayında Hazar’ın Azerbaycan’a ait bölümündeki “Azeri”, “Çırak”, “Güneşli” yataklarının derin su katlarındaki petrolün ortak işlenmesine ilişkin değeri 7,4 milyar dolar olan “ürünün pay dağıtımı” tipli anlaşma imzalanmıştır. Anlaşmaya tarihi, siyasi ve uluslararası önemi sebebiyle “Asrın anlaşması” denmiş, yaklaşık 400 sayfa hacminde ve 4 dilde yansımıştır. Bu anlaşma sonucu petrol çıkarılması ve ihracatında elde edilen gelirlerle diğer sektörlerin faaliyete geçmesinin önü açılmıştır. Bu rasyonel politikayla Azerbaycan ekonomisi kısa bir sürede kendini toparlamış, kriz aşılarak canlanma aşamasına geçilmiş, gayrisafi yurt içi hasılatta kayda değer yükseliş meydana gelmiştir. Bu başarı literatürde “Ekonomik kalkınmanın Azerbaycan modeli” olarak tarihe geçmiştir.

Azerbaycan’ın içinde yer aldığı Güney Kafkasya bölgesi, jeostratejik konumu itibariyle yeni dünya düzeninde büyük önem taşımaktadır. Bu durum, hem yeni düzen içerisinde büyük güçler arasında denge oluşturmak bakımından, hem de petrol rezervlerinin arz güvenliği sağlanmak yönüyle ekonomik açıdan büyük önem arz etmektedir. Bu koşullarda isabetli dış politika izlemek Azerbaycan açısından çok önemli hale gelmiştir. Bu çerçevede Haydar Aliyev’in Azerbaycan’da iktidarda kaldığı on yılda (1993–2003) izlediği dengeli dış politika ile Azerbaycan politikasının temel ekseni oluşturulmuştur. Bu şekilde oluşan Azerbaycan dış politikası kendisinden sonraki dönemde de Azerbaycan’ın dış politikasını belirlemede rehber olmuştur. Aliyev döneminde, Azerbaycan dünyanın birçok ülkesi ile ikili ilişki kurmuş, Avrupa Konseyi’ne üye olmuş, diğer çok sayıda uluslararası kuruluş ile ilişkiler geliştirmiştir. Başka bir ifadeyle bu dönem Azerbaycan’ın dış politikası kurumsallaşmış, belirli çerçevede de olsa dengeye oturmuştur. Azerbaycan, yüzünü Batı’ya çevirmiş, ama komşularıyla ilişkilerini de sorunsuz biçimde yürütmeye çalışmıştır. Azerbaycan-Türkiye ilişkileri ise “Bir Millet – İki Devlet” bakış açısıyla yürütülmüştür.

Sonuç olarak, Haydar Aliyev’in, 1993–2003 yılları arasında Sovyet sonrası bağımsızlığını yeniden ilan eden Azerbaycan’ın ekonomik ve politik dönüşümünün mimarı olduğunu söylemek gerekir. Haydar Aliyev iktidara gelmeden önceki Azerbaycan’ın içinde bulunduğu kaotik durum dikkate alındığında, bu dönemde kaotik duruma son verilmesinin yanı sıra önemli başarılar de sağlamıştır. Her şeyden önce ülkede istikrar temin edilmiş, kamu düzeni sağlanmış, serbest piyasaya geçiş yönünde kayda değer reformlar yapılmış, devletin her alanda kurumsallaşmasının sağlanmasına yönelik önemli adımlar atılmış, yeni bağımsız ülkenin ekonomik ve politik dönüşümü ve uluslararası sistemle bütünleşmesinde ciddi gelişmeler yaşanmıştır. Tüm bu gelişmeleri dikkate alındığında “Ben Bütün Hayatımı Milletime Adamışım” diyen Haydar Aliyev, Azerbaycan halkı tarafından kendisine verilen “Umummilli Lider” unvanını hak etmiştir.

Mission News Theme by Compete Themes.