Press "Enter" to skip to content

Unutulmaz Bir Yara: 28 Temmuz Yarkend-Elişku Katliamı

Yarkend kurbanları

“Zulmün ve katliamın en büyük sığınağı, her şeyden önce unutmaktır.” – Elie Wiesel (Soykırım mağduru, insan hakları aktivisti, yazar ve Nobel Barış Ödülü sahibi)

Abdurehim Gheni Uyghur

BAYRAQDAR MEDİA – 28 Temmuz, Uygur tarihinin en karanlık ve acı günlerinden biridir. 2014 yılının 28 Temmuz gününde Çinli işgalciler, işgal altındaki Doğu Türkistan’ın Yarkend (Yarkand) ilçesine bağlı Elişku ve Hangdi köylerinde Uygurlara yönelik geniş çaplı ve kanlı bir katliam gerçekleştirdi.

Yarkend; Uygurlaşmış Moğol hanedanından Sultan Said Han tarafından kurulan Yarkend Saidiye Hanlığı’nın (1514-1694) başkenti olup, Uygur tarihinde siyaset, ekonomi, bilim ve kültür alanlarında derin izler bırakmış kadim bir şehirdir.

2014 yılının Temmuz ayı sonları mübarek Ramazan ayının son günlerine denk geldiği için, Çin makamlarının Uygurların dini inançlarına yönelik baskıları, ev baskınları ve kadınların ibadet etmelerini yasaklayan zalimce politikaları zirveye ulaşmıştı. Gece ibadeti sırasında yaklaşık 40 Uygur kadını bir evde toplanıp Kur’an-ı Kerim okurken, durumdan haberdar olan Çin silahlı polisleri evi basarak bu masum kadınları vahşice katletti. Köy halkı ve maktullerin yakınları cenazeleri taşıyarak karakola gidip hesap sorulmasını talep ettiğinde, polisler onların üzerine de ateş açtı. Bunun üzerine ayaklanan bölge halkı, adalet talebiyle protesto gösterisi başlattı.

Çin hükümeti bu protestoların diğer bölgelere yayılmasını önlemek amacıyla tüm Yarkend bölgesinde internet ve iletişim ağlarını tamamen keserek tam bir haber karartması uyguladı. Ardından polis, ordu, zırhlı araçlar, helikopterler ve hatta insansız savaş uçaklarını devreye sokarak Elişku, Hangdi, Döngbagh ve Qosheriq gibi köylerde kanlı bir bastırma operasyonu yürüttü. Tahminlere göre bu katliamda gerçekte 5 binden fazla masum Uygur katledildi ve binlerce kişi tutuklandı.

Çin hükümeti daha sonra bu olayda sadece 59 “protestocu” ve 39 sivil olmak üzere toplam 98 kişinin öldüğünü ve 250’den fazla kişinin tutuklandığını açıklasa da, bu rakamlar sadece uluslararası kamuoyunu kandırmak için uydurulmuş sahte istatistiklerdi. Çünkü köyler neredeyse tamamen insansızlaştırılmış, cesetler günlerce toplanamamış ve bu kanlı olaya tanıklık eden kişilerin çoğu daha sonra çeşitli bahanelerle ortadan kaldırılmış ya da ağır hapis cezalarına çarptırılmıştır. Bu durum, Çin hükümetinin Vuhan virüsü (Kovid-19) döneminde sahte verilerle dünyayı yanıltarak işlediği suçları gizlemeye çalışmasının bir başka tezahürüydü.

Bu olayın ardından Çin hükümeti, devlet medyasını kullanarak Uygurları uluslararası alanda “aşırılık yanlısı” ve “dinî terörist” olarak göstermeye çalışmış ve kendi suçlarını örtbas etmeye gayret etmiştir. Nitekim bu olay, 2014 yılının sonlarından itibaren tüm Doğu Türkistan genelinde toplama kamplarının kurulmasına ve 2017 yılındaki soykırım politikasının başlatılmasına en büyük bahane kılınmıştır.

Almanya merkezli “Tehdit Altındaki Halklar Topluluğu” (STP), 28 Temmuz 2016 tarihinde “Yarkend Katliamı’nın 2. Yıl Dönümü” başlıklı bir makale yayımlayarak 1989’da Pekin’de yaşanan “Tiananmen Olayı” ile Yarkend’daki “Elişku Katliamı”nı karşılaştırmış ve şu değerlendirmede bulunmuştur: “Tiananmen Olayı Çin halkı için ne anlam ifade ediyorsa, Elişku Katliamı da Uygurlar için aynı tarihi acıyı ve anlamı ifade etmektedir.” Ayrıca birçok uluslararası insan hakları örgütü, Pekin yönetimine Doğu Türkistan’da bağımsız bir inceleme yapılmasına izin verilmesi çağrısında bulunmuştur.

Bütün dünya bu soykırım karşısında sessiz kalmış olsa da, Uygur halkı katliamda masumca katledilen kardeşlerini ve analarını asla unutmayacaktır. Biz Uygur halkı, bir gün Çin hükümetinin işlediği bu suçların bedelini ödeyeceğine ve yargılanacağına yürekten inanıyoruz. Vicdanını kaybetmemiş, hakikat ve insanlık duygusu ölmemiş tüm insanların Uygurların haklı davasını destekleyeceklerine inanıyoruz. Tıpkı yakın tarihteki komünist imparatorlukların yıkılıp sömürgelerinin bağımsızlığa kavuştuğu gibi, Çin rejiminin de yıkılacağına ve Uygurların bağımsızlıklarına kavuşacağına olan inancımız tamdır.

Biz yurt dışındaki Uygurlar, Çinli işgalcilerin Doğu Türkistan’da işlediği bu katliamları asla unutmayacağız ve dünyaya da unutturmayacağız. Sesimizi gür bir şekilde duyurmaya devam edeceğiz. Kahrolsun sömürgecilik, yaşasın özgürlük!

İlk şərhi yaza bilərsiniz

Lütfən, buyurub bir şərh yaza bilərsiniz

Sizin e-poçt ünvanınız dərc edilməyəcəkdir. Gərəkli sahələr * ilə işarələnmişdir

Mission News Theme by Compete Themes.