Press "Enter" to skip to content

Haddinizi Bilin! Azerbaycan’a Laf Atanlar Kardeşliğe Darbe Vuruyor

İsmail Aras

BAYRAQDAR MEDİA – Türkiyədə, Igdırda yayımlanan Güvem Gazetesinin imtiyaz sahibi, soydaşımız İsmail Aras son günlərin gərginliyi ilə bağlı bir yazı qələmə alıb. Yazını müəllifin razılığına uyğun olaraq BAYRAQDAR MEDİA oxucularına da təqdim edirik.

İstanbul’da son günlerde yaşanan ve Azerbaycan’ı hedef alan sığ protestolara şahit oldukça, bu eylemleri gerçekleştirenlerin tarih bilincinden ve bölgesel gerçekliklerden ne kadar uzak olduğunu derin bir üzüntüyle müşahede ediyoruz. Bu sokak eylemlerine soyunanlar, her şeyden önce durup tarihe ve hakikate bakmak zorundadır. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağlar, masada yazılmış diplomatik metinlerden ya da konjonktürel çıkarlardan ibaret değildir. Azerbaycan ve Türkiye ilişkileri, günübirlik bir ilişki olmadığı gibi, iki ülkenin sadece “yakın dost” olarak tanımlanabileceği sıradan bir uluslararası ittifak da değildir.

Azerbaycan’da yaşayan insanlar ile Türkiye’nin Iğdır’ında, İstanbul’unda, İzmir’inde ya da Kars’ında yaşayan insanlar tam anlamıyla aynıdır. Yani bu insanlar aynı kanı taşıyan, aynı kültürü soluyan, aynı sevinçle coşup aynı acıyla yas tutan özbeöz kardeşlerdir. Çok uzağa gitmeye gerek yok; yakın geçmişimize objektif bir gözle bakmak bile gerçeği kavramak için kafidir. Özellikle 1992 yılından günümüze kadar uzanan tarihsel süreci doğru analiz edersek, tarafgirlik hissiyle körleşmemiş her göz, bu sarsılmaz bağın niteliğini görmek mecburiyetinde kalacaktır.

Azerbaycan, bağımsızlığını tırnaklarıyla kazınarak elde etmiş başı dik bir ülkedir. Tam 70 yıl boyunca Rus egemenliği altında, ağır baskılar ve asimilasyon politikaları altında kalmış bir milletten bahsediyoruz. O karanlık yıllarda Azerbaycan’ın aydınları, ziyalıları, şairleri ve devlet adamları zindanlarda çürütülmüş, kurşuna dizilmiştir. Ancak her türlü zulme rağmen içlerindeki Türklük bilincinden, milli benliklerinden tek bir zevre dahi vazgeçmemişlerdir. İşte bugün Azerbaycan’ın duruşunu anlayamayanlar, o zindanlarda yakılan bağımsızlık meşalesinin büyüklüğünü kavramaktan aciz olanlardır.

İşte bu çelikten ruhla yetişen Azerbaycan milletinin lideri Sayın İlham Aliyev, Türk Devletlerinin tarihi bir birlik oluşturmasında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte muazzam bir öncülük üstlenmiştir. Bugün Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında somutlaşan bu kutlu birlik, adım adım inşa edilmiştir. Elbette bu yol, üzerine halılar serilmiş kolay bir yol değildir; başından beri bu engebeli yolda dikenlerin, engellerin ve kışkırtmaların olacağı aşikardı.

Türk dünyasının kenetlenmesini ve coğrafi bir güç odağı haline gelmesini engellemek için hem içte hem de dışta harekete geçecek odakların bulunacağını zaten biliyorduk. Nitekim bugün karşımıza çıkan, suni gündemlerle Azerbaycan’ı karalamaya çalışan sesler, tam da bu kışkırtma mekanizmasının birer yansımasıdır. Türkiye ve Azerbaycan ortaklığından rahatsız olan güçler, piyonlarını sahaya sürmekten çekinmemektedir.

Azerbaycan, çok şükür ki bugün askeri, ekonomik ve diplomatik anlamda tam bağımsız bir devlettir. Kendi milli menfaatlerini ve stratejik çıkarlarını herkesden çok daha iyi bilmekte, politikasını da kararlılıkla bu menfaatler doğrultusunda yürütmektedir. Sayın İlham Aliyev, rüştünü uluslararası alanda defalarca ispat etmiş, son derece başarılı bir devlet ve siyaset adamıdır. Ona laf uzatmak, vizyonunu sorgulamaya kalkışmak kimsenin haddi de değildir, hakkı da değildir.

Sosyal medyada ve sokak eylemlerinde türeyen bazı çevrelerin, “Yok efendim Azerbaycan BM toplantısında Netanyahu’yu neden protesto etmedi?” gibisinden sığ ve talimatlı eleştiriler getirdiğini görüyoruz. Azerbaycan, Birleşmiş Milletler çatısı altında ya da uluslararası diplomasi arenasında nasıl hareket edeceğini, nasıl bir duruş sergileyeceğini kimseye sormak veya kimseden icazet almak zorunda değildir. Azerbaycan, kendi hür iradesiyle karar alan, bölge dengelerini gözeten ve milli çıkarlarını merkeze koyan egemen bir ülkedir.

Daha dün denecek kadar yakın bir zamanda, Karabağ’da başından geçen tarihi olaylarda zamanı ve zemini geldiğinde alnının akıyla hareket etmiş, Otuz yıllık işgale son vererek zaferle çıkmıştır. Bu zafer, masa başında değil, sahada Azerbaycan Türk’ünün kahraman evlatlarının kanı ve canı pahasına kazanılmıştır. Bu vesileyle, vatan toprağını aziz bilen tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun, gazilerimize de Allah’tan uzun, sağlıklı ve huzurlu ömürler niyaz ediyoruz.

Şimdi hiç utanmadan, sınırını ve haddini aşarak Azerbaycan’ı eleştirenleri gördükçe sadece üzülmüyor, aynı zamanda bu samimiyetsizliğe öfkeleniyoruz. Müslümanlıktan ve ümmet bilincinden söz edip Azerbaycan’a parmak sallayanlar, dönüp önce Gazze’de yaşanan soykırıma ve zulme sessiz kalan, göz yuman Arap ülkelerine baksınlar. Daha geçen günlerde Birleşik Arap Emirlikleri’ni ziyaret eden işgalci Netanyahu, o coğrafyada kırmızı halılarla, törenlerle karşılandı. Eğer bir eleştiri getirilecekse, önce kendini Müslüman olarak tanımlayan ama mazlumun feryadına kulak tıkayan o ülkelere ve yöneticilere ses çıkarılsın.

Tekrar vurgulamakta fayda var: Azerbaycan bağımsız bir devlettir. Her ülkenin kendi menfaatleri doğrultusunda şekillendirdiği bir iç ve dış siyaseti vardır. İster dini konular olsun, ister milli ve toplumsal meseleler olsun; ülkeler kendi rejimlerini, yasalarını ve anayasal düzenlerini kendileri belirler. Bizim inancımızda, dinimizde ve mezhebimizde ne zorlama vardır ne de kimseye bir şey dayatmak mümkündür.

Azerbaycan’da milyonlarca Müslüman kardeşimiz, ibadetlerini özgürce ve eksiksiz bir şekilde yerine getirmektedir. Camiiler açık, ibadetler ve dini vecibeler eksiksiz ifa edilmektedir. Yerinde gören, gerçeği bilen kimsenin buna diyecek tek bir olumsuz sözü olamaz. Türkiye’de de, Azerbaycan’da da kanunlara aykırı hareket eden, yanlış yapan kim olursa olsun adaletin karşısına çıkar ve cezasını çeker.

Buradan açıkça ifade ediyoruz: Azerbaycan’ın iç işlerine ve diplomatik tercihlerine müdahale etmeye kalkışmak, iki ülke arasındaki sarsılmaz kardeşlik hukukuna taş koymaktır. Haddini bilmeyen bazı çevreler, Azerbaycan’a ve onun seçilmiş lideri İlham Aliyev’e laf uzatmakta, hatta boylarını aşan cümleler kurmaktadırlar.

“Azerbaycan ile biz kardeş değiliz” deme cüretini gösterenlerle zaten bizim de, Türk milletinin de herhangi bir kardeşliği ve bağı olamaz. Azerbaycan, benim ve büyük Türk milletinin özbeöz öz kardeşidir. Bu iki kardeş ülke arasına hiçbir nifak tohumu ekilemez, hiçbir dış odak bu bağı koparamaz. Bu kardeşliğe leke sürmeye, araya fitne sokmaya çalışanlara da hak ettikleri cevap, her zaman yasalar ve toplumsal vicdan çerçevesinde en şiddetli şekilde verilecektir.

İlk şərhi yaza bilərsiniz

Lütfən, buyurub bir şərh yaza bilərsiniz

Sizin e-poçt ünvanınız dərc edilməyəcəkdir. Gərəkli sahələr * ilə işarələnmişdir

Mission News Theme by Compete Themes.